SENAI DEMIRCI-KIMSEYE SÖYLEYEMEM
|
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=r-tCoORClpU] |
|
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=r-tCoORClpU] |
Allah (c.c.)'tan gelen nurları alabilmek için,
Allah (c.c.)'ı Resülüllah'ı ve Rasülüllah'ın varisi olan
velileri sevmek şarttır.
Bir kimsenin bu üçünden birini sevmemesi nurdan
mahrum olmasına sebeptir.
Çünkü Allah nurun sahibi,
diğerleri de nuru insanlara getiren oluklardır.
Sevgi hakkında Sünen-i Ebi Davud'da zikredilen
bir hadis-i şerif şöyledir:
Hazreti Ömer r.a.rivayet ediyor:
-" Allah rasulu (s.a.v.) buyurdu:
Allahın kullarından bir takım insanlar vardı ki
ne peygamberdirler ve ne de şehittirler.
Lakin Allah katındaki mevkilerinden dolayı
onlara hem peygamberler hem de kıyamet
günü gıpta edeceklerdir.Dediler ki:
-Ey Allah'ın rasülü kimdir onlar bize bildirir misin ?
Buyurdular ki:
- Akrabaları olmadıkları halde ve mali yönden hiçbir çıkarı
da bulunmadığı halde birbirlerini sırf Allah için seven kimselerdir.
Vallahi onların yüzü nurdur.Şüphesiz onlar nur üzere
olacaklardır.Onlar, insanlar korkturkları zaman onlar
korkmayacaklardır, üzüldükleri zaman onlar üzülmeyeceklerdir.
Sonrada şu ayeti okudusurei yunus ayet 62):
Haberiniz olsun Allahın velileri var ya;
onlar için ne korku vardır ne de mahzun olacaklardır."
Yine sevginin insanı nerelere götürdüğüne
dair bir hadis-i şerif:
Bir adam Peygamber Efendimize:
-Kıyamet ne zaman kopacak? Diye sordu
Efendimiz:
-" Soruyorsun ama ona ne hazırladın? " buyurdu.
-" Bir hazırlığım yok; sadece Allah ve resülünü seviyorum "
deyince o şöyle buyurdu:
-Elmer'ü mea men ehabbe = Kişi sevdiğiyle beraberdir. "
Bu hadisi şerifin ravisi Enes r.a
buyuruyor ki:
-İslamdan sonra artık Peygamber Sallellahu Aleyhi
vesellem'in " O halde sen sevdiklerinle berabersin "
sözünden daha çok hiçbir şeye sevinmemek.
İşte ben de Peygamber Sallellahü Aleyhi ve selemi,
Ebu Bekr'i ve Ömeri seviyorum.Onlar gibi amelim
yoksa da onları sevdiğim için inşallah onlarla beraber olurum ".
Allahın veli kullarını sevmek mümini bir yere götürebiliyor.
Bir şartla ki,Kuranı Kerimdeki (fettebiuni) emri icabı
Peygamberimizin sünnetine tam sarılmakla.
Abdülkadir Dedeoğlu
GAVS KİMDİR VE KUTUB KİME DENİR?
Velilerden bir kısmına irşad görevi verilmiş, bir kısmına bu görev verilmemiştir. İrşadın en üstün mertebesi Gavsiyyef'tir. Gavs, manevî mertebelerin en yükseğinde bulunan zattır. Bu zata "Kutub" da denir. Bir başka deyişle Kutbül Aktab, yani kutuplar kutbu demektir.
Gavs dünyadan göçünce onun yerine kutublardan Sâhib-i Şimal geçer.
Ondan bir geride bulunan Sâhib-i Yemin ise Sâhib-i Şimal olur.
Onun yerine Dörtlerden biri Sâhib-i Yemin olur,
Onun yerine Kırklardan biri Evtâd olur. Yedilere alınır.
Onun yerine Üçyüzlerden" biri Kırklara alınır.
Onun yerine Birler"den biri Üçyüzlere alınır.
Onun yerine sâlih kullardan biri Binlere alınır.
RİCALÜ'L GAYB (GAYB ERENLERİ)
Üçler, yediler ve kırklar denilen erenlere Gayb Erenleri denilir. Bunlar Yüce Allah tarafından belli görevlerle görevlendirilmiş Allah dostlarıdırlar. Derece itibariyle aralarında farklılıklar bulunur. Bu manevî derecelerin en üstünü Kutubluk derecesidir. En üst derecede ise Kutbiyyet-i Kübrâ denilen "Gavsiyyet" derecesi vardır. Bu makamda bulunan zat Allah Rasulü (s.a.v.)'nün gerçek temsilcisi, gerçek halifesidir. "Üçyüzler"den her biri bir nebi (peygamber) meşrebindedir. Üçyüzlerden kırkı, Âdem Aleyhisselam'ın meşrebindedir. Bunlara "Abdal" denir. Yetmişi Nuh Aleyhisselam'ın meşrebindedir. Bunlara "Nükeba" denir. Yedisi Allah Rasulü (s.a.v.)'in meşrebindedir. Bunların dördüne "Evtâd", ikisine "İmâmân" denir. İşte bunlardan biri "Gavsül A'zam"dır
(Kasri Arifan dan)